Günlük Hadis (Allah katında içinde bulunduğumuz şu günler …)

Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:

“Allah katında içinde bulunduğumuz şu günler (Zilhicce’nin ilk on günün)deki salih amelden daha sevimli (salih amelin bulunacağı) başka günler yoktur.”

Sahabeler, sordular:

“Ya Resulallah, Allah yolunda cihat da mı?”

Resulullah Sallallahu Aleyhi Vessellam cevap verdi:

“Evet, Allah yolunda cihat da. Meğerki bir adam canıyla ve malıyla cihada çıkıp da kendisine ait mal ve candan hiçbir şeyi geri getiremez olursa, o başka.”

(İbni Mâce, Sıyam: 39.İbni Hacer, 5:119)

Yorum yok »

Günlük Hadis ( Muhteşem Fırsat: Zilhicce’nin On Günü …)

Sevgili Peygamberimizin (Sallallahu Aleyhi Vessellem) muhteşem müjdesi:

“Allah’a ibadet edilecek günler içinde Zilhicce’nin ilk on gününden daha sevimli günler yoktur. O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar da Kadir Gecesine denktir.”

(Tirmizi: Savm, 52; İbn Mace: Sıyam, 39)



Zilhicce, umumi af ve bağışlanma ayıdır.

Kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm’ın beş esasından biri olan hac ibadetinin yerine getirildiği umumi af ve bağışlanma ayıdır. 

İşte bu mübarek ayın yukarıda da ifade ettiğimiz birinden onuna kadar olan zaman dilimi “leyâli-i aşere”, yani on mübarek gecedir. Onuncu gün 

Kurban Bayramı’nın ilk günüdür.

Yorum yok »

Peygamberimizin künyesi “Ebu’l-Kasım” ile künyelenmenin ve “Muhammed” ismini koymanın dinen bir sakıncası var mıdır?

Soru
“İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi kendinize künye yapmayın! Kim benim ismimi almışsa, künyem ile künyelenmesin. Kim de künyem ile künyelenmişse, ismimle isimlenmesin.” bunu nasıl anlamalıyız? Uygulamada nasıl yapmamamız gereklidir?

Değerli Kardeşimiz;

Rasûlüllah Efendimiz (sav), babaların çocuklarına güzel isimler vermelerini emretmiş, Kıyamet günü insanların isimleriyle çağırılacaklarını, isimlerin sahipleri üzerinde etkili olacağını bildirmiştir. En güzel isimlerin “Abd”li isimler olduğunu, özellikle de “Abdullah” ve “Abdurrahman” Allah’ın en sevdigi isimler olduğunu söylemiştir (bk. el-Hindî, Kenz, XVI/417 vd.).

Kendi ismi ile ilgili olarak da: “Benim ismimle isimlenin ama künyemle künyelenmeyin” (Müslim, Edep 1) buyurmuştur. Buradan hareketle Şafiî ve Zahiriler onun künyesi olan “Ebu’l-Kâsım” ile kimsenin künyelenemeyeceğini söylemişler, cumhûr ise bunun da Rasûlüllah (sav)’ın zamanına ait olduğunu, onun vefatından sonra karıştırma ihtimali bulunmadığından ötürü; künyesinin dahi alınmasında mahzur bulunmadığını söylemişlerdir. Çünkü yukarıdaki hadis-i şerif birisinin, bir diğerini, “Ya Ebel-Kâsım” diye çağırması, Rasulüllah (sav)’ın ona karşı dönmesi ile de, “ben sizi kastetmedim, ya Rasulallah” demesi üzerine söylenmiştir. Onun vefatından sonra artık böyle bir karıştırma söz konusu değildir. Tahavi’nin, “Ashab arasında ismi Muhammed, künyesi Ebul-Kasım olan bir çok insan vardı” demesi de bunu destekler. Buhari’yi şerh eden Ayni, bu zevatın teker teker isimlerini verir (Aynî; Umdetü’l-Kârî, IX/328). Ancak Beyhakî, “onun künyesiyle künyelenmenin yasak oluşu mutlaktır (onun zamanıyla sınırlı değildir) ve bu konudaki hadisler daha çok ve daha sahihtir” der (Beyhakî, es-Sünenü’1-kübra, IX/310).

Onun künyesini almanın sadece ismi “Muhammed” olanlar için yasak olduğu görüşü de vardır (Nevevi, Serhu Müslim, IX359/60). Yine Beyhakî’nin rivayet ettiği “ismimi alan künyemi almasın, künyemi alan da ismimi almasın”(Beyhakî, age, IX/309) hadis-i şerifi de bunu destekler. Ama yine de Rasûlüllah (sav)’in Ali Efendimize ruhsatı verdiği onun da çocuğuna “Muhammed Ebu’1-Kâsım” diye isim ve künye verdiği meşhurdur. Taberi, bu da bu yasağın haram derecesinde değil, mekruh derecesinde olduğunu gösterir, der (Irsâdu’s-sârî, X/573).

Gerçi: “Muhammed adını koyduklarınıza vurmayın ve onları iyilikten mahrum etmeyin”, “çocuğa Muhammed adını koyduğunuzda ona iyi davranın, meclisi onun için açın, ona yüz ekşitmeyin” (Hindî, age XVI/48, Suyutî, el-Camiu’s-sağir (Feyzu’1-Kadîr i1e), I/35) ve, “Üç oğlu olupta birisine Muhammed adını koymayan cahillik etmiştir” (Hindî, age (Taberani’den), XVI/419) şeklinde hadisler rivayet edilmiştir. Ama üçü de oldukça zayıftır. Üçüncüsü için Ibnü’l-Cevzi mevzudur uydurmâdır, demiştir. Daha başkalar da mevzu olmadığını söylemişlerdir (Münavi, Feyzu’lKadir; VI/237-38). Bu yüzden bu hadisler pek hesaba katılmasa bile Ibn Asâkir’in bir rivâyetinden “Muhammed” isminin yine de teşvik edildiğini görürüz: “Kimin bir oğlu olur da ona teberruken Muhammed adını koyarsa o da çocuğu da Cennet’te olur” (Münavî, age VI/237). Suyutî bu hadisin bu konuda en örnek hadis olduğunu ve hasen bulunduğunu söyler (agk). Kaldı ki, Ezra’î; bazı Hanbelî alimlerinin kendi zamanlarında Muhammed, Ahmed, Ebubekr, Ömer, Hasan, Hüseyin vb. isimleri Yahudi ve Hıristiyanların almasını yasakladığını, bazı zayıf Şafiîlerin de bu görüşe uyduklarını naklettikten sonra der ki, her ne kadar, bunların ilk ikisini almamaları, sövme ve alay konusu olmaları ihtimalinden ötürü, insanın gönlüne daha yatkın görülüyorsa da böyle bir görüşe nereden vardıkları bilinmez. Bu görüş su götürür. Çünkü Yahudilerden Isa, Hıristiyanlardan da Musa adını alanlar vardır ve bu tarih boyunca kınanmamıştır… İnsan sevdiği ve saygı duyduğu kimselerin ismini alır. Buna rağmen alay ve hafife alma konusu olan yerde buna engel olunmalıdır.(Münavî, age. I/385) Görüldüğü gibi bu isimleri gayrı müslimlerin alamayacağına dâir dahi bir şey yoktur.

Ama Muhammed ismini almanın her halükarda yasak olduğunu söyleyenler de vardır. Bunlar: “Çocuklarınıza Muhammed adını koyar, sonra da onlara lanet edersiniz!”(Hindî, age XVI/418 (45200); Suyuti, age. NI/246.) hadis-i şerifine tutunurlar. Gerçi bu hadisi Suyutî sahih diye işaretlemiştir ama, anlamı Muhammed isminin alınmasını yasaklamak değil, bu ismi alanlara bu isimle kötü söylemenin özellikle çirkin bir davranış olacağıdır. Bunu öbür türlü anlamayı tarih de, bizzat Rasulüllah (sav) da yalanlar. Onun asrı saadetinden günümüze kadar binlerce insana Muhammed adı verilmiş ve bunu kimse kınamamıştır. Bir oğlu olan Ensarlı birisi ona Muhammed adını koymak isteyince hükmünü Rasulüllah (sav)’a sormuş o da “Ensar’a iyilikte bulundun. Elbette ismimi alın, ama künyemi almayın” (Müslim, Adâb 6) buyurmuşlardır.

O görüşü destekleyen bir delil de Hz. Ömer Efendimiz in bu konudaki davranışıdır. O, Küfe’ye bir emir göndererek, kimsenin, çocuklarına peygamber adı koymamasını istemiş, Medine’de de Muhammed isimli çocukları olan bir grup insana bu isimleri değiştirin, demiştir. Ama onların, Rasulüllah bu konuda bize izin verdi, demeleri üzerine bunu bırakmıştır.(Nevevî, Serhu Müslim, XNI-XIV/364) Peki, Hz. Ömer bunun caiz olduğunu bilmiyor muydu, diye akla bir soru gelebilir. Kâdi Iyad’a göre Ömer bunu Rasulüllah (sav)’ın ismine hürmetsizlik edilmemesi ve saygılı olunması için yapmıştır. Bir görüşe göre de, bir gün Muhammed b. Zeyd’e “Sana Allah yaptı, ya Muhammed!” diye kötü söylediğini duyunca Ömer onu çağırdı ve: “Bakıyorum senin yüzünden Rasûlüllah (sav)’a sövülüyor. Vallahi bundan sonra Muhammed diye çağrılamazsın” dedi ve ismini Abdurrahman diye değiştirdi. Onun Muhammed isimlerini değiştirme fermanı da bu yüzdendir (agk).

Atalarımızın Muhammed isminden kaçınarak aynı şeyi ifade eden “Mehmed” ismini koymaları, eşine rastlanamayacak bir incelik örneğidir: Sevgisi için aynılık, saygısı için gayrılık. Kendisi asker, askeri mehmetcik. Ordusu peygamber ocağı ve İslâmî tarihî hep böyle.

Netice olarak, Muhammed ismini almak değil, bu isme karşı saygısızlık etmek sakıncalıdır. Hatta sırf Rasulüllah (sav)’in hatırası için teberruken alınması müstehap ve hoş bir davranıştır. Çocuklarına Islâm terbiyesi vermek arzusunda olanların bu ismi koymalarında hiç bir mahzur yoktur. Ama genellikle Islâmî terbiyenin verilemediği bir ortamda buna tepki gösteren “Ömerler”i de hoş görmek gerekir (Allah’u a’lem). (bk. Ibnü’1-Esir, Cami’ul-Usûl I/381-82)


 

Peygamberimizin isimleri için tıklayınız.


 

İsim koyma hakkında bilgi almak için tıklayınız.

Yorum yok »