Öne Çıkan Yayın

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI

Hz. Muhammed (SAV), 20 Nisan 571 yılında Mekke’de doğdu. Annesinin adı Amine, Babasının adı Abdullah. Babası Abdullah, O daha doğmadan önce...

BAYRAM

RAMAZAN VEDA EDERKEN...

Pazar, Ağustos 04, 2013



RAMAZAN VEDA EDERKEN...

Ramazan ayı, Allah'la olan bağlarımızın en yüksek düzeye çıktığı bir aydır. Kutlu Kitap Kur'an-ı Kerim bu ayda yeryüzünü onurlandırmış, oruç bu aya mahsus bir ibadet olarak farz kılınmıştır. Günde beş vakit namazla birlikte, Ramazan'a mahsus bir namaz olan teravih namazıyla bu ay görkemli bir bileşke oluşturmuştur. Oruç ve namaz eylemlerini kuşanan insan metafizik bir ürpertinin alanına dahil olarak sevaplara gark olmuş; günahlardan soyutlanıp saflaşıp, durulaşmıştır. Ramazan ayı, ürpertilerle, muştularla dolu bereketli bir ibadet mevsimi olmuştur. Bu aydaki ecir ve mükâfatla müminlerin sevap hanesi daha bir çoğalmış ve bereketlenmiştir:

"Sendedir çünkü gufran, sendedir çünkü rahmet
Seninle şeref bulmuş Efendimiz Muhammed
Dağılır sen gelince ruhlardaki keder gam,
Yaparız teşrifinle bütün müminler bayram"

Oruç bir ay süren uzun soluklu bir sevap koşusu olmuştur. Bu koşu şimdilerde bitmek üzeredir.

Fakat oruç bu ayda rahmet ışıltısı olarak yeryüzünü aydınlatıp, ruhları berraklaştırıp, coşturdu. Bütün görkemiyle insanın bedenini, nefsini, ruhunu manevi bir hazla sarıp sarmaladı. Rahmet esintisi olarak insana öz yurdu olan cennetin varlığını daha bir hatırlatıp, pekiştirdi.
"Minareler camiler yüzerken nur içinde
Okunur Kelâmullah huşu huzur içinde
Ezan-ı Muhammedî yükselirken arşa dek
Kapanırlar secdeye "Allah" deyip nüh felek"
Orucun ruhu ve bedeni yeniden inşa etmeye başlamasıyla önümüzde düşünsel açıdan erdemli yollar açıldı. Oruçla nefsimize ağır ve zor gelse de, bu zorluk derecesinde görkemi de, bereketi de büyük oldu.

Ramazan ibadetlerinin kendine özgü muştusuyla bütün bedenleri, mümin yürekleri muştulayıp, esintiler sundu.

"Değildir oruçla artık sinemiz dertli püryân
Güle güle ey muazzez ey mübarek Ramazan*"
İnsana insanlığını, faniliğini, rızkın kadrü kıymetini hatırlattı. Nefisleri dizginleyip, köreltti; şefkat ve merhamet duygularını coşturdu; rahmet duygularını törpüleyip harekete geçirdi; yardımseverlik, cömertlik ve infak duygularına davetiye çıkardı.

Ve şimdi bayrama kavuşmak üzereyiz...

Bayramlar ise, müminlerin sevinç, mutluluk ve birlik günleridir...

Bayramlar meleklerin semalardan yeryüzüne, yeryüzünden semalara iştiyak içinde koşuştuğu mesut günlerdir. Bayramlar bir olan Allah'ta var olmanın engin görkeminin hissedildiği günlerdir. Bayramlar kulluğun idrakinin yanı sıra nimet bilincinin arş-ı âlâ da yer bulduğu günlerdir... Bu nedenle bayramlar hakikat bilincine erip, imanın hazzını yaşayan hakikat erlerince sırların sırrına erilmesi gereken kutlu anlardır. Kalplerin coşkun bir meşale gibi parıldayıp pür nur içinde kirlerden arındığı anlardır. Bayramlar küslük duvarlarının yıkıldığı, kardeşlik duygularının Rabb'in emrettiği ölçüler çerçevesinde kıyama durduğu muştulu zamanlardır. Kardeşlik bilincinin getirdiği ve gerektirdiği yardımlaşmanın harekete geçtiği anlamlı vakitlerdir.

Yüce Allah'ın "Oruç benim içindir, onun sevabını ve mükafatını ben vereceğim" emri ilahisi boşuna serdedilmemiştir.

Oruç şimdilerde dünyamızı vedaya hazırlanıyor. Oruç bu firaka hazırlanırken bu sevda muştusu olan oruç mevsimine bizim de veda etmekten başka çaremiz kalmıyor.

Ey oruç, gelişinle muhtaca himmet oldun, gönülleri mesrur ettin. Hilâlin görünmesiyle bir sevdanın bitişi gibi senin dünyamızdan çekilmen, hem dünyanın yüreğini, hem de dünyanın yaratılış nedeni olan insan yüreklerini hüzünlendirdi. Demek ki sen bir badı saba rüzgârı, bir bahar esintisi, bir bahar güneşisin.

Ey oruç, sen yalnızca insan bedenlerine değil, ruhlara da neş'e ve neşve kattın. Onları birlikte bilinmez güzelliklerin bulunduğu mevsimlere sürükledin. Hikmetin albenisini bir rahmet kaynağı olarak gönüllere yerleştirdin.

Sen bir aşı oldun! İmanı kavileştiren, namaz şölenine katkı yapan, varlığınla insan yüzlerini albenileştiren bir rahmet ve mağfiret aşısı oldun.

Sen ulvi bir ibadet olarak görkeminle bütün yeryüzünü tutarak bütün mü'minleri çiçeklendirdin.

Oruç, bir irfan ışığı, bir olgunluk göstergesi, insanlığa bahşedilen bir diriltici iksirdir. İnsaf ölçülerini insana öğreten, merhameti tattıran bir belletici, cömertliği öğretti..

Ey Oruç! Şimdilerde yeryüzünden ayrılmak üzeresin. Sen bizim aczimize bakma. Bizi zorladığını düşünme. Hatta bizim seni yeterince ağırlayamadığımıza bakma da yine gel! Gel de, irfanını, misk kokunu yine getir. Gönüllerimiz yine feyzinle doldur.

Yine bir sevgili olarak sevda sununla gel ey oruç. Gel ve bizi kucakla. Bütün ruhumuzu ve bünyemizi sımsıkı sarmala.

Gönüllere taht kuran bir sultan olduğunu unutma. Gel de günahlarımızı ortadan kaldır, sevaplarla beze bizi ve yeryüzünü. Gel de kalplerimize şefkat ve merhamet duygularını doldur. Bir diriliş ürpertisi olarak yine gel... Gel de dünyamız sayısız renklerle donansın.

Gözyaşlarını silmek için gel, gamlarımızı dağıtmak için gel...

Ey yüreklerimizi ışığı oruç: Hasretle, iştiyakla, muhabbetle, bereketle gel...

Ey gül bahçesinin misafiri olan oruç! Yüreklerimizi nahifleştirmek, sevaplarla bezeyip cennet sevdalılarını çoğaltmak için yine gel, yine gel...

You Might Also Like

0 Yorum

Gülefendim'i İzle !

Mail İle Abonelik