29 Tem 2007
· Kategori Kıssadan Hisse Hikaye'lerle
Üç heykel, üç insan tipi
Bir hükümdara birbirinin aynısı olan üç heykel hediye olarak gelir. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırtır. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle inceler ama aralarında bir fark göremezler. Günler geçer, bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştur. Kimse çözüm bulamaz bu duruma. Sonunda hükümdara karşı fazla isyankar olduğu için zindana atılan bir genç hükümdara haber gönderir. Akıllı, okumuş ve düşünen bu genç hükümdarı fazlaca eleştirdiği için zindana atılmıştır. Başka çaresi kalmayan hükümdar gencin yanına getirilmesini ister.
Genç ilk önce dikkatle heykelleri inceler ve kendisine ince uzun bir tel getirilmesini ister. Teli birinci heykelin kulağından sokar ve tel heykelin ağzından dışarı çıkar. İkinci heykele de aynı işlemi yapında bu kez tel diğer kulaktan dışarı çıkar. Üçüncü heykelde tel kulaktan girer ama hiçbir yerden dışarı çıkmaz. Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor, oradan bir yere gitmiyordur. Hükümdar heykelleri gönderen hükümdara cevaben şöyle yazar: tamamını oku »
Yorum yok »
25 Tem 2007
· Kategori Kıssadan Hisse Hikaye'lerle
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN OĞLUM
Yıllar sonra çocuk evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmuş. Birgün, gecenin bir yarısı saat 3:30 civarları telefonu çalmış. Telefondaki ses, annesinin sesiymiş çocuk;
- Ne var Anne, ne istiyorsun bu saatte, neden beni rahatsız ediyorsun? Sabah arasan olmaz mıydı gibilerinden, annesini azarlayıcı sözler sarfetmiş.
Annesi, biraz buruk, biraz da ağlamaklı bir ses tonu ile; Bundan 25 yıl önce de bir gece yarısı 3:30 da sen beni rahatsız etmiştin. Doğum günün kutlu olsun oğlum” demiş.
Yorum yok »
25 Tem 2007
· Kategori Kıssadan Hisse Hikaye'lerle
Hiçim
Devrin valisi emrindeki yöneticiler ile atının üstünde şatafat içinde girer şehre.
Yol kenarlarında insanlar iki büklüm el pençe divan selamlarlar.
Bütün bu şatafatlı itaat gösterileri arasında valinin gözleri, bir sokağın köşesinde yere çökmüş olan ve etrafındaki hiçbirşey ile ilgilenmeyen bir adama takılır.
Perişan kılıklı, saçı sakalına karışmış bu adamın olduğu yere sürer atını vali.
Atının üstünden inmeden,vakur ve sert bir ses tonu ile bağırır adama,
- “Behey adam, herkes benim şehre gelisimi el pençe karşılarken sen kimsin ki yerinden bile kıpırdamıyorsun? ”
Perişan kılıklı adam istifini hiç bozmadan,sakallarının ve uzun saçlarının arasından belli belirsiz gözüken gözlerini valiye çevirerek : tamamını oku »
Yorum yok »