Dağ Arkası

 Dağ Arkası

Seni çağırıyorum ellerin merhamet gibi yağıyor
günahın siyahı siliniyor gecenin beyazında
hiçbirşey yok bazen ağlamak için
sesinin yol alışı var bir
hayatı durduğu yerden götüren

Kendimizi seninle arıyoruz kalbimize sorunca
gecenin ve gündüzün ve kaderin atsız yolu
kaybedilmiş savaş olarak sana çıkıyor hep
tuhaf yorgunluğu kalıyor dalgınlığımızın
içimizde sönüyor ateş dağ külleniyor bilmeden
derin kuyular iniyor yüzümüze
hayat geçiyor
her şey kalabalıktan kirlenen bir soru oluyor
halbuki gün doğmuyor dağlara
konmuyor yanıbaşımıza bir güvercin

Sonsuz yalnızız
yüklü ne kadar kervan varsa
Bütün çölleri mırıldanıp geçtiler
İkiye solunan aydan düşen çizgiler
Bir şeyi söyler gibi ayın başka biçiminden
Avuçlarından uyanan o yalnız ayın
Beyaz iplik olup yumuşadığı sesinden
Yoksulların sofrasını serdik
Tenlerinden soyunup zemzem olan harflerden

Hüzün
yalnız sana açılan sürekli bir gül gibi
terinden sıyrılan günahsız bir gülüş gibi
bir adında bu olmalı senin
incecik ağaçlardan soluksuz çamurlardan
bütün dillerde adı merhamet olan çocuklardan
alınan
bir veda tepesinde her şeyi doğrulanan
“ben hüzün peygamberiyim”
aşk ve bağış kitabında yazılan

Bütün yağmurlardan şemsiyeli dönüyoruz
hepsinden sonra yürüyor yürüyoruz

                                                     H.Salih Zengin

 

Yorum yok yorumlar »

Yorumlar RSS · Sitenizden geri izleme

Yorumunuz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.