16 Ağustos 2008 Cumartesi

CENNET KAPISI


Oruçlunun Cennet Kapısı

Sehl ibni Sa’d Radiyallâhu Anh, Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellemin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:


"Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Kıyamet Gününde o kapıdan ancak oruç tutmuş olanlar girer, onlarla birlikte o kapıdan başka hiç kimse giremez.

O vakit, ‘Dünyada iken oruç tutmuş olanlar nerededir?’ diye bir ses yükselir. Onlar gelir, Cennete o kapıdan girerler. Oruçluların en son kalanı da girince kapı kapatılır, artık başka hiç kimsenin girmesine müsaade edilmez. O kapıdan kim Cennete girerse ebedi olarak susuzluk çekmez."
(Buhari, Savm: 4, Bed’ü’l-Halk: 9; Müslim, Sıyâm: 166; Tirmizî, Savm: 55)


Bir başka hadiste de her mü’minin işlediği amele ve ibadete göre Cennetin değişik kapılarından çağrılacağı bildirilir:

Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:


"Kim ki Allah rızası için (malından iki sığır, iki koyun, iki dirhem) çift sadaka verirse, Cennet kapılarından, ‘Ey Allah’ın (sevgili) kulu (buraya gel)! Bu kapıda büyük hayır ve bereket vardır’ diye çağrılır.

Çok namaz kılan da (Cennetin) namaz kapısından çağrılır.

Mücahitler cihat kapısından çağrılır.

Oruçlular da ‘Reyyan’ kapısından çağrılır.

Sadaka sahipleri de sadaka kapısından davet edilirler."

Ebu Bekir Radiyallâhu Anh:

"Babam, anam sana feda olsun ya Resulallah! Bir mü’minin bu kapıların hepsinden davet olunması müşkül müdür, bir kişi bu kapıların hepsinden davet olunur mu?" diye sordu.

Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem cevaben, “Evet, hepsinden davet olunur. Ey Ebu Bekir, umarım ki, sen de o bahtiyarlardan olasın” buyurdu. (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi, Hadis no: 895


İbni Abbas Radiyallâhu Anhüma, Hz. Peygamber Sallallâhu Aleyhi Vesellemden şöyle işittiğini rivayet ediyor:


"Şüphesiz ki, Cennet, bir sene boyunca Ramazan ayının girmesi için süslenir.

Ramazan’ın ilk gecesi olunca “Müsire” denilen bir rüzgar, Arş’ın altından eser.

Cennet ağaçlarının yaprağı ve kapılarının halkaları şiddetle sallanır ve bundan dolayı tatlı bir ses işitilir ki, dinleyiciler bundan daha güzelini hiç işitmemişlerdir.

Böylece Cennet hurileri meydana çıkıp Cennetin en yüksek yerinde dururlar ve şöyle seslenirler:

“Evlenmek isteyen yok mu?” Allah onu evlendirir.

Sonra huriler derler ki:

“Ey Cennetin bekçisi! Bu gece nedir?” Bekçi saygıyla cevap verir:

“Bu gece, Ramazan ayının ilk gecesidir. Muhammed’in Sallallâhu Aleyhi Vesellem ümmetinden oruç tutanlar için Cennetin kapıları açıldı.”

Sonra Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem buyurdu ki:

Allah (Azze ve Celle) şöyle buyurur:

“Ey Rıdvan (Cennetin bekçisi)! Cennetlerin kapılarını aç ve ey Malik (Cehennemin bekçisi)! Cehennemin kapılarını Muhammed Sallallâhu Aleyhi Vesellemin ümmetinden oruç tutanlara kapat!

“Ey Cebrail! Yeryüzüne in, şeytanların azgınlarına kelepçe vurup zincirlerle bağla, sonra onları denize at ki, Sevgili Habibim Muhammed’in (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) ümmetinin oruçlarını ifsat etmesinler.”

Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem daha sonra şöyle buyurdu:

Allah (Azze ve Celle) Ramazan ayının her gecesinde, bir münâdiye (çağrıcıya) üç defa şöyle nidâ etmesini (seslenmesini) söyler:

“Bir şey isteyen yok mu, isteğini vereyim.

“Hiç tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim.

“Mağfiret dileyen yok mu, bağışlayayım.

“Kim fakire değil, zengine; zalime değil, vefakâra borç verecek?”

Resul-i Ekrem Sallallâhu Aleyhi Vesellem devamla şöyle buyurdu:

Ramazan ayının her gününde iftar anında Allah (Azze ve Celle) hepsi de Cehennemi hak etmiş olan bir milyon kişiyi Cehennemden kurtarır. Ramazan ayının son günü olunca Allah Teâlâ ayın başından sonuna kadar Cehennemden kurtardığı kimselerin toplamı kadarını daha kurtarır.

Kadir Gecesi olunca Allah (Azze ve Celle) Cebrail’e (Aleyhisselâm) emreder. Cebrail Aleyhisselâm meleklerle beraber yanlarında yeşil bir sancakla yeryüzüne inerler. Sancağı Kâbe’nin üzerine dikerler. Bu sancağın yüz kanadı vardır. Bunlardan ikisi bu gecenin dışında açılmaz.

Cebrail Aleyhisselâm o iki kanadı bu gece açar ki, bunlar doğudan batıya ulaşır. Cebrail Aleyhisselâm bu gece melekleri teşvik eder. Onlar da her ayakta durana, oturana, namaz kılana ve zikredene selâm verirler ve onlarla musafaha ederler, tokalaşırlar. Yaptıkları dualara “Âmin” derler.


Bu iş, tan yeri ağarıncaya kadar devam eder. Tan yeri ağarınca Cebrail Aleyhissalâm:

“Ey melekler topluluğu! Gitmeye hazırlanınız” der.

Melekler:

“Ya Cebrail, Allah Teâlâ Muhammed’in (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) ümmetinden olan mü’minlerin ihtiyaçlarını ne yaptı?” derler.

Cebrail Aleyhisselâm şöyle cevap verir:

“Allah Teâlâ, bu gece onlara rahmet nazarıyla baktı ve onları affedip bağışladı. Ancak dört grup hariç.”

Râvi der ki:

“Ya Resulallah! Onlar kim?” dediğimizde, buyurdu ki:

“İçki içmeye devam eden, anababasına âsi olan, akrabalık bağlarını gözetmeyen ve müşahin.”

“Ya Resulullah! ‘Müşahin’ nedir?” dedik:

“İnsanlar arasındaki dostluk bağlarını kesen, fitne ve fesat çıkartan kimsedir” buyurdu.

Bayram gecesi olunca, bu geceye mükâfat gecesi ismi verilir. Bayram sabahı olunca Allah (Azze ve Celle) melekleri her memlekete gönderir. Yeryüzüne inerler, sokak başlarını tutup insanların ve cinlerin dışındaki bütün yaratıklara işittirecek bir sesle bağırıp:

“Ey Muhammed ümmeti! Çok ihsan eden ve büyük günahlarınızı bağışlayan Rabbinizin huzuruna çıkınız” derler.

Onlar namazgâhlarına çıkınca Allah (Azze ve Celle) meleklere:

“İşini yapan işçinin mükâfatı nedir?” diye sorar.

Melekler:

“Ey yüce Allah’ımız ve Mevlâmız! Onun mükâfatı ve ücretini tam olarak vermendir” derler.

Bunun üzerine Allah Teâlâ:

“Ey meleklerim! Sizi şahit tutuyorum ki, Ben onlara Ramazan ayındaki oruçlarının ve namazlarının sevabı olarak rızamı ve mağfiretimi verdim” dedi ve sonra şöyle buyurdu:

“Ey kullarım! Benden isteyiniz. İzzetim ve Celalim hakkı için bugün Benden âhiretiniz için biriktirmek üzere ne isterseniz mutlaka veririm. Dünyanız için istediğiniz şeyde de size bakarım.

“İzzetim hakkı için siz Benim rızamı gözettiğiniz müddetçe, Ben de sizin hatalarınızı örterim.

“İzzetim ve Celalim hakkı için hak sahipleri ve idareciler önünde sizi rezil ve rüsvay etmem.

“Siz Beni razı ettiniz, Ben de sizden razı olduğum halde bağışlanmış olarak dönünüz.”

Bu sebeple melekler sevinir ve Ramazan sonunda iftar ettiklerinde Allah’ın (Azze ve Celle) bu ümmete vereceği mükâfatı müjdelerler. (et-Tergîb ve’t-Terhîb, 2:439)

Ramazan'ın Cennet Sevabı

Ebû Said el-Hudri Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:


“Ramazan’ın ilk gecesi olunca, semânın kapıları açılır, Ramazan’ın son gecesi oluncaya kadar hiçbir kapısı kapanmaz.

“Ramazan ayı içerisinde bir gecede, herhangi bir kul namaz kılarsa, şüphesiz ki, Allah onun her secdesine bin beş yüz sevap yazar ve onun için Cennette kırmızı yakuttan bir köşk yapar. Bu köşkün altmış bin kapısı vardır. Her kapısında kırmızı yakutla süslenmiş altından bir köşk vardır.

“Ramazan’ın ilk orucunu tutunca, o güne kadar olan geçmiş günahları bağışlanır ve her gün sabah namazından akşama kadar yetmiş bin melek ona istiğfar ederler.

“Ramazan ayı içerisinde gece veya gündüz yapmış olduğu her secde için ona, gölgesinde atlı bir yolcunun beş yüz sene gidebileceği büyüklükte bir ağaç verilir.” (et-Tergîb ve’t-Terhîb 2:429)

BERAT VE iBADET



BERÂT GECESİNDE İBÂDET

Bu gecede hiç olmazsa bir Tesbih namazı kılınır. Berât gecesinde “Hayır namazı” namıyla 100 rek’at bir namaz vardır ki, kılan kimse o sene ölürse, şehidlik mertebesine nâil olur. Namaza şöyle niyet edilir:

“Yâ Rabbî, niyet ettim senin rızâ-i şerifin için namaza. Beni afv-ı ilâhine, feyz-i ilâhine mazhar eyle. Kasvet-i kalbten dünya ve âhiret sıkıntılarından halâs eyleyip, süedâ defterine kaydeyle.”

Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 10 İhlâs-ı şerif okunur. İki rek’atte bir selâm verilerek 100 rek’ate tamamlanır. Her rek’atte 100 İhlâs-ı şerif okumak suretiyle 10 rek’at da kılınabilir.

Namazdan sonra; (Allah Teâlâ’nın “Hû” ism-i şerifinin ebced hesabına göre adedi olan) 11 şey, (Resûlüllah Efendimiz’in ismi olan “Tâhâ”nın ebced hesabıyla âdedi olan) 14 kere okunur.

Bunlar;

1. İstiğfar: 14 kere,

2. Salevât-ı şerife: 14 kere,

3. Fâtiha-i şerife (Besmeleyle): 14 kere,

4. Âyetü’l-Kürsî (Besmeleyle): 14 kere,

5. Tevbe sûresinin son 2 âyeti olan “lekad câeküm...” (Besmeleyle): 14 kere,

6. 14 kere “Yâsin, Yâsin...” dedikten sonra 1 Yâsîn-i şerif (Yâsîn-i şerifte 7 zâhirî, 7 bâtınî “mübîn” vardır, böylece o da 14 olur.)

7. İhlâs-ı şerif (Besmeleyle): 14 kere,

8. Felak sûresi (Besmeleyle): 14 kere,

9. Nâs sûresi (Besmeleyle): 14 kere,

10. “Sübhânellâhi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azıym”: 14 kere,

11. Salavât-i şerife (Salât-ı Münciye okumak efdaldir): 14 kere okunur. Bundan sonra duâ edilir. (Duâ ve ibâdetler, Fazilet Neşriyat)

Beraat gecesi,Rrabbimiz tevbe, istiğfar ederek pişmanlık duyan günahkârların cümlesini affedeceğini bildiriyor. Ancak şu sekiz sınıfın KESİN TEVBE ETMEDİKÇE bu aftan istifadelerinin olamayacağını da işaret ediyor:



1-Allah'a şirk koşanlar.

2-Ana-babalarına isyan eden, onların kablerini kırıp gönüllerini yıkanlar.

3-İçkiye devam edenler.

4-Falcılık edip gelecekten haber verenler.

5-Din kardeşine besledikleri kinden vazgeçmek istemeyenler.

6-Adam öldürmekten pişmanlık duymayanlar.

7-Nikâhsız aile ile yaşayanlar.

8-Akrabalarıyla alâkayı kesip ihmal edenler.


Şüphesiz ki bu günahların sahipleri bu gecede derin bir tevbe, istiğfarda bulunur da, kesin pişmanlık haline girerlerse ilâhi aftan müstefid olur.lar. Aftan istisna edilmelerinin sebebi kesin, bir dönüş yapmayışları, ciddi bir tevbe, istiğfar haline girmemeleridir.

BERAT VE ÖNEMİ


Beraat Gecesi,
rızıkların taksim edildiği,
gelecek sene cereyan edecek vak'aların meleklere bildirildiği gecedir.
Bu bakımdan bu gecede hakkında hayırlı şeyler takdir olunup,
iyi şeylerin yazılmasını dileyen insan,
geceyi ibadetle,
dua ile geçirir,
meleklere bidirilen takdirin hayırlı olması olması niyazında bulunur.

BiR HADiS


Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bizlere de şöyle buyurmuştur:


"Şaban ayının yarısı (Berâet gecesi) gelince: gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Cenâb-ı Allah o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu; onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu; rızık vereyim. Şifâ dileyen yok mu;şifâ vereyim. "


"Allah Teâlâ Şaban'ın onbeşinci geresi (Berâet gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar. "

(İbn Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38).

BERAT KANDiLi


BERAT KANDİLİ


Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr'in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir'de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat'ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur'anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur'anla ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır. ( Said Nursî Şualar: 505)

Hadislerle Berat Kandili

- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı:


“Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.

Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.

Ebu Hüreyre Radıyallahu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:

—“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:


—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.


—“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:


—“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.

Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: "Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.


Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: "Ne mutlu bu gece rüku edenlere.


İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Bu gece secde edenlere ne mutlu".


Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece dua edenlere ne mutlu." Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -"Bu gece, Allah'ı zikredenlere ne mutlu".


Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu."


Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Müslümanlara ne mutlu." Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.


Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum: "Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?


Şöyle dedi: "Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder."

- Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa'ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder."

Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi

Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.


Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.


Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.


Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.


Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:


"O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur."


Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil'in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?

Yıllık kader programı


İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:

Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.


Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.


Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.


Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil'e verilir ki bu büyük bir melektir.


Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.


Fahreddin er-Râzî"nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.

Berat Kandilinin "bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde" olması bu manalara dayanmaktadır.

Kur'ân'ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:


Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.

Berat Gecesinin özellikleri


Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü'min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: "Mübarek Gece", "Berae Gecesi", "Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü'min kullarına beraet yazar)", "Rahmet Gecesi."

"Berat, beraet" kelimesi "el-berâe" kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.

"Berâet" iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü'minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.


Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'dan Mekke'deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.

Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.

1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.


2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.


3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.


4. Allah'ın af ve bağışlamasının coşması.


5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.

Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban'ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah'tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka...

Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.

Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir.

"Şâban'ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:


"İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. "Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.


"Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.


"Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder."

Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.

Bu gece af dışı kalanlar


Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:


"Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban'ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna." "Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna."


"Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar."

Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi

Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü'1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.


Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:

"Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder."5

Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna."6 "Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna."7


"Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar."8

Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi

Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhis-salâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü'1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.


Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:

"Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder."9

İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.

Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.


"Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır."10

Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.

Berat Gecesi ibadeti


Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur'ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.

İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir

Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.


"Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır."10

Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.

İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ'da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs'te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid'at bile olduğunu ifade eder.

Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.


Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.

Berat Gecesi Duası


Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:


"Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."11

Berat Duası


Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:


"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini


siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."12


Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.

Berat Gecesi Namazı -I


Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.

Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanama-yacak kadarda çok sevabı vardır.

Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh'den gelen rivayete göre:


"Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: "Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala'nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala'nın mağfiretidir.


Berat Gecesi Namazı -II


Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.


Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.

İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar...

Bu namaz hakkında Hz. Aişe Radıyallahu An-hum'a validemiz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.

-"Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende


-"En iyisini, Allah ve Resulü bilir." Dedim. Şöyle buyurdu:


-"Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin"?


-"Olur" dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:

"Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem..."

Sonra kendisine sordum: "Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: "Sen onları öğrenebildin mi"? Bu sorusuna karşılık: "Evet" deyince, şöyle buyurdu:


"Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret.

8 Ağustos 2008 Cuma

AYET VE YORUM


Ey iman edenler!
Zandan çok sakının.
Çünkü zanların bir kısmı günahtır.
Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın.
Kiminiz kiminizi gıybet etmesin.
Hiç sizden biriniz ölmüş kardeşinin cesedini dişlemekten hoşlanır mı?
İşte bundan hemen tiksindiniz!
Öyleyse Allah’ın azabından korkun da bu çirkin işten kendinizi koruyun.
Allah tevvabdır, rahîmdir (tövbeleri kabul eder, merhamet ve ihsanı boldur).
(Hucurât, 12 )

[Zannın çeşitleri vardır. Hüsnü zan kısmı makbul olup müminin Allah, Resulü, müminler ve aksine sebep olmadıkça bütün insanlar hakkında beslemesi gerekir. Bazan başka çare kalmayınca zanna dayanarak hüküm verme ihtiyacı olur.
Günah olan kısım ise, insanlar hakkında haksız yere suizan besleyip onlar hakkında iyi tarafa değil de kötü tarafa yorumlar yapmaktır.
Tecessüs, insanların gizli hallerini araştırmak, keza onların gıybetini yapmak da bu âyetle şiddetle yasaklanmıştır. Gizli halleri araştırmak fertlere olduğu gibi devlet yetkililerine de haramdır. “İdareci halkın mahrem ve gizli hallerini araştırırsa onların ahlâkını ve düzenlerini bozar.” (hadis-i şerif). ]

6 Ağustos 2008 Çarşamba

Hz.Muhammed (SAV)


Hz.Muhammed (SAV)



571 n. Chr. in Mekka (Arabien) geborener Gesandte Gottes. Allah (c.c) hat den Hz.Muhammed den Koran in 23 Jahren durch Gabriel offenbart. Er ist Vorbild für die Muslime. Seine Aussprüche, Verhalten usw. (Sünnet / Hadis) sind von seinen Freunden bis ins Detail überliefert worden und niedergeschrieben. Hz Muhammed ist der letzte Prophet der Prophetenkette. Muslime sprechen Stoßgebete (Salavat) für alle Propheten, wenn sie ihre Namen hören : Friede sei mit ihm (f.s.m.i.); Aleyhi´s-Selam (a.s.), oder Salla´llahu Aleyhi ve Sellem (s.a.v.).


(In der Islamischen Kultur ist die Rose das Symbol für den Propheten Hz.Muhammed.)


Das Wort Allahs Der Gnadenreiche Koran (Kurán-i Kerim) Der Koran ist das gnadenreiche, "heilige" Buch, das Gott, dem Propheten Muhammed in 23 Jahren durch Gabriel offenbarte. Der Koran beinhaltet die Worte Gottes (Logos) und besteht aus Versen (Ayet), die die 114 Suren (Sure) bilden. Der Koran ist das größte Wunder des Propheten Muhammed für die Menschen, und der Wegführer zum Glück. Muslime lesen den Koran sowohl im Gebet als auch außerhalb des Gebetes in der ursprünglich offenbarten Originalform auf Arabisch. Das wird das Rezitieren (Kiraat) des Koran genannt.




Gibt es Übersetzungen vom Koran?



Es gibt fast in jeder Sprache Übersetzungen des Koran, diezusammen mit dem Arabischen Original aufgeführt sind. Sie dienen zum Verständnis des Inhalts. In den Gebeten werden die originalen (Arabischen) Verse rezitiert. In den Predigten usw. werden u.a. die Übersetzungen der Verse nach dem Rezitieren des Arabischen, weitergegeben und erklärt.


Die fünf Säulen des Islams?


Die Glaubensgrundlagen beziehen sich zum Glauben, die fünf Säulen, auf die Taten der Muslime. Der Islam ist auf diese fünf Säulen aufgebaut.


1 .Das Glaubensbekenntnis Kelime-i Sehadet

2. Das Gebet Namaz

3. Das Fasten Oruc

4. Die Armensteuer Zekat

5 Die Pilgerfahrt Hac


Das Glaubensbekenntnis (Kelime-i Tevhid)


Mit der Aussage und der innerlichen Bestätigung des Glaubensbekenntnises tritt man in den Islam ein. Das Glaubensbekenntnis (Kelime-i Sehadet) lautet:" Ich bezeuge, daß es keinen anderen Gott außer Allah gibt, und daß Hz Muhammed sein Diener und Gesandter ist." Das Bekenntnis der Einheit (Kelime-i Tevhid) lautet: "Es gibt keinen Gott außer Allah, Hz Muhammed ist sein Gesandter." Jemand, der eines dieser Bekenntnisse aufsagt und daran glaubt, wird ein Muslim. Niemand darf zum Bekenntnis zum Glauben an den Islam gezwungen werden, weil der eine Sache der freien Entscheidung und Überzeugung ist.


Die rituelle Waschung (Abdest)


Jemand, der beten möchte, macht einen rituelle Waschung und bereitet sich darauf innerlich vor. Die rituelle Waschung wird gemacht, in dem man Hände, Gesicht, Arme bis zu den Ellenbogen und Füße bis zu den Knöcheln wäscht und den Kopf bestreicht.Hierdurch werden die Organe gewaschen, die am meisten benutzt werden und mit der Umwelt in Verbindung kommen. Muslime fühlen sich nach der rituellen Waschung erleichtert und gewinnen an innerer Ruhe.


Eintritt in die Moschee


Vor dem Eintritt in die Moschee macht man die rituelle Waschung (Abdest). Die Muslime und die Besucher ziehen ihre Schuhe aus, allerdings werden die Strümpfe nicht ausgezogen. Weil man sich im Gebet niederwirft und die Stirn auf den Boden legt, muß die Moschee sauber sein.


Die Moschee


Die Moschee ist ein Ort der Zusammenkunft und Versammlung; Platz der Niederwefung. Sie wird als vielseitige Begegnungsstätte benutzt, und dient als soziales, kulturelles, wissensschaftliches, pädagogisches und religiöses Zentrum. Die Moschee hat viele zugehörige Bereiche ; Frauen-, Jugens- und Bildungsabteilungen, Sport- und Freizeiträume, Bibliotheken und Büchereien, waschung- und Duschgelegenheiten. Speziell ist die Moschee der Ort, wo die Gläubigen ihre Gebete verrichten.


Das Gebet


Das Gebet ist ein wichtiges Element der fünf Säulen der Stützpfeiler der Religion. In der Kindheit wird den Kindern das Gebet beigebracht und inder Pubertät fangen die Jugendlichen an, zu beten, weil für sie damit die Verantwortung beginnt und sie zu Erwachsenen werden.Das Gebet hilft uns Allah´s Geistige Anwesenheit zu spüren und ihn zu erreichen.


Allah hört unser Beten und unsere Wünsche. Er sieht alle unsere Taten. Die guten taten werden niemals vergessen. Nicht nur gute Taten, sondern auch eine gute Absicht,

so klein sie auch sein mag, wird von Allah belohnt.

Das Gebet ist der schönste Ausdruck, Allah´s Gaben zu danken.

Unser Prophet hat im Miraj (die Reise zu Allah´s Gegenwart) die Engel in verschie-

denen Positionen beten sehen. Auf seiner Rückkehr vom Miraj hat er uns das Gebet

geschenkt. So betet jeder Moslem fünf mal am Tag und erreicht fünf mal Allah´s geistige Anwesenheit. Das Gebet ist der Miraj jeden Moslems.


Das Gebet ist das Zeichen unseres Glaubens an Allah. Mit dem Gebet geben wir unserem Geist die und reinigen ihn.


Unser Prophez sagt; "Das Gebet ist ein Lich (Nur) in unserem Herzem. Wer von euch sein Herz erhellen will, soll den Nur in Herzen vermehren."


Die Zeit, die man für das Gebet nimmt, ist die Vorbereitung für ein unendlich glückliches Leben im Paradies.


Das Gebet hindert Menschen unangebrachte und schlechte Dinge zu tun.


Allah zwingt uns nicht mehr als wir tragen können. Ein betender Mensch hat ein ordentliches und friedliches Leben. Sein Leben nach dem Tod ist ein unendliches Glück.


Wann betet man?


Vor dem Sonneaufgang wird das Morgengebet (Sabah / Fecr)


Mittags ungefähr 3/4 Stunde nach der Senkrechtstellung der Sonne, das Mittagsgebet (Ögle / Zuhr).


Am späten Nachmittag, das Nachmittagsgebet (Ikindi / Asr).


Nach dem Untergang der Sonne, das Abendgebet (Aksam / Magrib).


Ungefähr 80 Minuten nach dem Sonnenuntergang, das Nachabendgebet (Yatsi / Isa`)

verrichtet .


Wo betet man?


Wenn es möglich ist, wird das Gebet gemeinsam in der Moschee verrichtet, wenn es nicht möglich sein sollte, kann man es auch selbständig , an einem sauberen Platz, wie zu Hause, auf dem Gebetsteppich oder auf einer reinen Auflage, verrichten. Man kann es auch später nachholen, wenn man das Gebet nicht innerhlab der Gebetszeit verrichten kann. Frauen und Männer können mit den Kindern zusammen ihre Gebete verrichten, wenn es keine seperate Gebetsräume gibt. Die Kinder beten zwischen den Männer und Frauen.


Wohin richtet man sich?


Aus jedem Ort in der Welt drehen sich die Muslime beim Gebet in Richtung Kaaba

in Mekka. Das Haus Gottes in Mekka heißt Kaaba.


Die Kaaba wurde vor tausenden Jahren nach Anweisungen Gottes durch Abraham und seinem Sohn Ismael dort errichtet, wo auch Adam das erste Gebetshaus errichtet hatte. Die Muslime machen Pilgerfahrten (Hac) nach Mekka.


Was liest man im Gebet?


Im Gebet werden sowohl Verse (Ayet) oder ganze Suren (Sure) aus dem Koran, als auch andere Gebete (Dua), die von dem Propheten übertragen wurden, auswendig gesprochen. Vor allem wird in der stehenden Position als erstes, die erste "eröffnende"


Sure (Fatiha) und als nächstes, eine beliebige Sure oder einige Verse aus dem Koran rezitiert.


Die Gebetssuren


Meist zitierte Suren sind 105. bis 114. vom Koran. Generell wissen die Muslime diese "Gebetssuren" (Namaz Sureleri) auswendig. Allerdings besteht keine Pflicht, nur diese auswendig vorzutragen, man kann auch andere Verse Suren rezitieren.Kinder und Neubeginnende lernen zunächst die "notwendige" erste sowie die 108. und 112. Sure weil diese die kürzesten und einfachsten sind, und am Anfang für das Gebet ausreichen.


Wie beten Kranke u. Reisende?


Das Gebet kann mann auch sitzend oder liegend verrichten, wenn es aus gesundheit- lichen Gründen nicht "normal" -stehend- verrichtet werden kann. Auf Reisen können die Gebete zusammengelegt und in verkürzter Weise, unterwegs ( im Bus, Bahn, Flugzeug usw .) verrichtet werden.


Beichstuhl?


Nach den Islam sind die Beziehungen zwischen Gott und Mensch sehr eng, so, daß


kein Mensch oder Geistlicher zwischen Gott und Mensch sein darf. Jeder kann, darf und muß direkt Gott um Vergebung der Sünden bitten, da nur Gott die Sünden vergeben kann. Deshalb gibt es keinen beichstuhlähnlichen Platz in der Moschee.


Ramadanfest


Nach dem Ende des Fastenmonats feiern die Muslime das Fastenbrechen. Die Gläubigen unterstützen sich vorher mit Almosen, Wohltaten usw. (Sadaka,Fitre,Zekat),


damit sich jeder an den Festen freuen kann. Das Ramadanfest wird oft als Zuckerfest


(Seker Bayrami) bezeichnet, weil sehr viele zuckerhaltiges angeboten wird. Aber aus religiöser Sicht wird es als Ramadanfest bezeichnet, nicht als Zuckerfest.


Opferfest


Zum Andenken an das Opfer Abrahams und Ismaels opfern Muslime einmal im Jahr.


Muslime, die finanziell in der Lage sind, sollen opfern. Mit dem Opfer eines Widders, Schafes usw. danken sie Allah für alles, was Gott ihnen beschert hat (Wohlbefinden, Gesundheit, Kinder usw.) Damit werden übel, Unglück, Unheil und Bösheiten von dem Opfernden und den Angehörigen ferngehalten. Das Fleisch des geopferten Tieres ist für die Famillie, die Nachbarn auch andersgläubigen und die Bedürftigen bestimmt.




Almosensteuer



Zekat bedeutet, das Säubernde. Die Muslime, die über die Grundbedürfnisse hinaus, über ein Vermögen, Güter oder Geld verfügen, sollen einmal jährlich eine Abgabe von 2,5 % an die Bedürftigen weitergeben. Das "säubert" das Vermögen der Gläubigen. Damit kommen sie ihrer Verantwortung gegenüber der Gesellschaft nach, die Bedürfzigen werden unterstützt und die gegenseitige Hilfsbereitschaft unter den Muslimen wird gefördert. Außer der Almosensteuer gibt es weitere freiwillige Unterstützungen die Sadaka, Fitre usw. genannt werden.


BiR AYET


بســــــــــــــــــــــــــــــــم الله الرحمن الرحــيــم

Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı onlar da hemen cezalandırılırlardı.

O halde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın

Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

(Tâ-Hâ 129-131)

BiR HADiS


Resulullah (SAV);
"Bir kul günah işledi ve:
"Ya Rabbi günahımı affet!" dedi.
Hak Teala da: "Kulum bir günah işledi;
arkadan bildi ki günahları affeden
veya
günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır."
Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve:
"Ey Rabbim günahımı affet!" der.
Allah Teala Hazretleri de:
"Kulum bir günah işledi ve bildi ki,
günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır. Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve:
"Ey Rabbim beni affeyle!" der.
Allah Teala da: "Kulum günah işledi ve bildi ki,
günahı affeden veya
günah sebebiyle muaheze eden bir Rabbi olduğunu bildi.
Dilediğini yap, ben seni affettim!" buyurdu."

(Ebu Hüreyre)

HOLY 3 MONTHS WITH PROPHET MUHAMMAD (PBUH)


HOLY 3 MONTHS WITH PROPHET MUHAMMAD (PBUH)

The first day of the month of Rajab fell on 5 July this year; Rajab is the first of what is known in Islam as the Three Holy Months; Rajab, Shaban and Ramadan.


Rajab and Shaban are seen as the precursors to Ramadan, a time to get ready for this holiest of times.


It is during the Three Months that Muslims are reminded of their social responsibilities, which they may have forgotten at other times of the year; it is a time for re-developing skills of empathy and considering the needs of others.


The Three Holy Months remind us of what it is we have forgotten during the rest of the year and it is a time when Muslims focus on their worship, refreshing it and deepening it.


The best way to guarantee that these holy months are spent in blessing and benefit is to follow the way of Prophet Muhammad (pbuh). One of the greatest joys for a believer is to purify the heart during the Three Holy Months by reciting the prayers of Prophet Muhammad. With this aim in mind we at Lastprophet.info would like to concentrate on the blessed life and practices of the Prophet throughout the three months.


Throughout the three months we would like to focus on Prophet Muhammad's life, to take a step out of the confusion of our daily life and take you to the miraculous time in which he lived. His life be examined in articles written by respected scholars; we will examine how he worshipped and prayed.


The Three Holy Months is a time that presents a great opportunity for becoming better acquainted with Prophet Muhammad. To understand the life of the Guide of Humanity is to understand the religion with which he was sent; his life was dedicated to living and teaching the religion of tawheed (unity).

RAMADAN - IN PURSUANCE OF TAQWA


RAMADAN - IN PURSUANCE OF TAQWA

Ramadan is the month of heightened Allah-consciousness, of attaining unto taqwa piety, of training ourselves to be the best we can be; a month to initiate improvement of reputation, character and cultivating good habits.

Mending habits and developing character

Ramadan is the month of heightened Allah-consciousness, of attaining unto taqwa (piety), of training ourselves to be the best we can be; a month to initiate improvement of reputation, character and cultivating good habits.

People who try their best to live by the highest values are surely people of integrity and indeed people of moral conscience. What is morality though? Morality describes the principles that govern our behavior and relates to our behavior at three levels ...

how we as individuals ensure that we are honest, just and compassionate

how we interact with and contribute to society, as asset or liability

how conscious we are of our accountability to our Creator

Taqwa in an amoral world

In a world, increasingly amoral, perception is considered reality. How one appears to the world has overtaken the substance of who we really are. Impressions, whether real or fake, are given more credence than they deserve. Though name, image and reputation are what we perceive of people, character is the essence of the "real self". Taqwa is in reality character development coupled with God-consciousness.

Character and Reputation

Character is not only the face in the mirror, but the real person behind the face. Character evolves from conscience; is sustained by conscience and is developed, piece by piece, with every thought, with every choice, and maintained with consistency and determination. The pursuance of piety begins by making our reputation a reflection of our character. In many people, reputation precedes the character and there is a distinction to be made ...

Reputation is what you lead others to believe you are, character is what you really are

Reputation may be reflected in the combination of your name and your image, character is the essence of your being

Reputation is the wrapping, character the content

Reputation is the outer reflection, character the inner reality

Reputation is made in a moment, character is built in a life time

Reputation may be reflected in what people write about you on your tombstone, character is what angels report about you to Allah

Changing bad habits

The renowned philosopher, Aristotle, once said; "You are what you repeatedly do ". Habits are conditioned responses, formed through repetition, until the actions or reactions become second nature; they end up as unconscious behavior, automatic reactions in a particular situation; (eg. The way you sign your name, cigarette smoking after a meal...) It was the English writer, Shakespeare, who said: " First we make our habits, then our habits make us ". Thinking in a particular pattern creates a mental path, the mental path affects our attitude and our behavior, and these reflect our personality and character. In other words, our thoughts affect our attitudes, which affect our actions, which determine our habits, which reflect our character, which could determine our destiny. The Roman poet Naso Ovid rightly said, " habits eventually become character".

According to Islam, habits are classified as virtues or vices, as repeated actions that are in conformity with or contrary to the rules of morality. Virtuous character emanates from good habits and good habits emanate from resisting negative temptations. Good habits, unfortunately, seem so much easier to give up than bad habits.

Bad habits are like a comfortable bed; easy to get into but difficult to get out of. The chain of bad habits are generally too light to be felt until they are too strong to be broken. Remember though, that every habit; whether good or bad, is acquired and can be developed or disowned. Habits decrease or disappear by abstaining from exercising them and then replacing them. In the words of Roman orator, Cicero, " consuetudo consuetudine vincitur = habit is overcome/ conquered by habit". Ramadan is an ideal training period for filtering out bad habits and developing virtuous character. Prophet Muhammad (pbuh) is reported to have said: "There comes to you the blessed month of Ramadan, a month in which Allah has made fasting obligatory on those who are able; whosoever denies himself of the benefits of that month denies himself many virtues."

As we undertake the physical and spiritual responsibility of fasting in the blessed month of Ramadan, we reflect on the words of our beloved Prophet Muhammad (pbuh) who said: "Your practice of faith will not be correct unless your actions are correct, and your actions will not be considered correct unless your heart is correct.

ONE VERSE



God Almighty also says in Chapter 60:

060.008 God forbids you not, with regard to those who fight you not for (your) Faith nor drive you out of your homes, from dealing kindly and justly with them: for God loves those who are just.


ONE HADITH


Abu Hurairah,
may Allah be pleased with him, reported: Allah's Messenger (may peace be upon him) said:
When Allah created the creation He put down in his Book,
which is with Him upon the Throne:
Verily, My mercy predominates My wrath.

Sahih Muslim [4939]


Nereden ?

 

Licenced Content

Gülefendim'de Ara !