Archive for Mart, 2008için arşiv

(Yağmur Rahmettir…)

Hz. Enes’ten (Radiyallahu Anh):

“Peygamberimiz ile birlikte iken, üzerimize yağmur yağdı da, Allah Resûlü (Aleyhisselatü Vesselam), yağmur suyu değsin diye, elbiselerini açtı. Bedenine yağmur isabet etti. Biz ona: “Niçin böyle yaptın?” diye sorduk.

Şöyle buyurdu:
– Bu yağmur, Rabbimden yeni geliyor (Rabbimin henüz yeni yarattığı bir rahmetidir.)”

(Ebu Davud/Edeb 114;Müslim/İstiska 13)



Yağmurun canlı varlıkların, özellikle de insanın yaşamındaki büyük önemine, hadiste vurgu yapılmaktadır.

Bu hadise göre, yağmur suyundan, bereket niyetiyle bedene sürünmek müstehaptır. Resulullah.org

Yorum yok »

(Vesvese üzerine …)

İbn-i Mes’ud’dan (Radiyallahu Anh):

Denildi ki:
– Ey Allah’ın Resûlü! Bazılarımız içinden öyle sesler işitiyor ki, onu bilerek söylemektense kömür kesilinceye kadar yanmayı veya gökten atılmayı tercih eder. (Bu vesveseler bize zarar verir mi?)

Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam cevaben:

– Hayır, bu (korkunuz) gerçek imanın kendisidir… buyurdu.

(Müslim)



Görüldüğü gibi, ashâb çeşitli zamanlarda, iradeleri olmadan içlerinden geçen imanî konulardaki vesveselerden sormuşlardır.

Kalblerine gelen o vesveselerin, imanı zedeleyen birer şüphe olmasından çok korkmuşlardır.

Peygamberimiz onları bu konuda teselli etmiştir.
İçten geçen, kalbe ihtiyârsız olarak kendiliğinden gelen bu ses ve düşüncelerin, kişinin imanına hiçbir zarar vermeyeceğini belirtmiş; delil olarak da, o vesveselerden duyulan şiddetli korkuyu nazara vermiştir.

O vesveseler gerçek birer şüphe olsa idiler, o kişinin kalbi titremeyecek, hiçbir korku duymayacak idi. Resulullah.org

Yorum yok »

(100 şehit ecri kazanmak …)

“Ümmetimin fesadı zamanında kim sünnetime temessük ederse ( yapışırsa ), ona yüz şehid ecri vardır.”

(el-Bağavi, Hüseyin b. Muhammed eş-Şafi, Mesabihu’s-Sunne, I-II, Beyrut, ty. I, 40, no: 130; el-Munavi, Abdurra‘uf, Feyzu’l-Kadir, I-VI, Beyrut, ty. VI, 261. (no: 9171-9172); Ümmetin bozulduğu zaman sevapların çoğalağı konusu için bk. Taftazani, Mesud b. Ömer, Serhu’l-Makasıd, I-V, Beyrut 1988 I, 308; el-Heytemi, Ahmed b. Hacer, es-Savaiku’l-Muhrika, Kahire 1385, s. 210.)



İşte bize çok büyük bir fırsat.

Hem o kadar şanslıyız ki: Daha annesinden doğduğu anda secdeye kapanıp ümmeti ümmeti diyen, Miraç mucizesinde Cebrail Aleyhisselamı bile arkada bırakıp Alemlerin Rabbinin Karşısında perdesiz O’nu müşahede ettiği bir anda dahi Ümmetini Unutmayan, ve mahşerdeki dehşetten herkes hatta peygamberler bile nefsi nefsi, dediğinde yine ümmeti ümmeti, diye Allah’tan cc. ümmetini dileyen bir şefaat edicimiz, kurtarıcımız, peygamberimiz var.

O’nun şefaatine nail olabilmenin tek yolu ise O’nun sünnetine tabi olmaktır.

O’nun sünnetini terk etmek bize hiç yakışır mı?


Bir şair bu hususu ne de güzel ifade etmiş:

Tıfl ilken ol hep dilerdi Ümmetin
Sen Kocaldın, terk edersin sünnetin.


Gelin Kutlu Doğum vesilesiyle, bizler de yeniden doğalım, Efendimiz’i (asm) daha iyi anlamaya ve onun gibi yaşamaya çalışalım, en azından buna niyet ve azmedelim.

Yüce Mevlâ bu kutlu doğumun hakkı için, yukardaki hadisi şerife cümlemizi mashar eylesin … Resulullah.org

Yorum yok »