03 Ağu 2007
· Kategori Güllerin Efendisine Şiirler
Kor Ayaklar
Geç kaldım
Bölüşüldü gökler
Talan edildi güneş
El konuldu ay yüzlü çocukların mehtabına
Yıldızlar sökülüp alındı gecelerimizden
Islanamadım parmaklarında
Göğsüme ılık ılık rüzgarın değil
Ateşin düştü
Bu yüzden
Alnıma granitler sürüyorum
Çağdaş yasalardan
Ve keskin sözlerden Bir İstanbul gecesine
Dokunup geçiyor kanatlarım
Bir neon lambasından sızıyorum
Köprü-altı çocuklarının gözbebeklerine
Afrikada çöl
Asyada dağ
Ortadoğuda kan’ım Bir kadın çığlığıyım laleli’de
Kartal bakışlı bir çocuk oluyorum caharkale’de
Ve sivri uçlu ağır bir taş’ım filistin’de
Alnıma kristaller sürüyorum
Tipili yollarda
tamamını oku »
Yorum yok »
02 Ağu 2007
· Kategori Güllerin Efendisine Şiirler
Necid Çöllerinde
Ya Nebi…
Şu halime bak
Nasıl ki bağrı yanar gün kızınca sahranın,
Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın.
Harim-i Pakine can atmak istedim durdum,
Gerildi karşıma yıllarca ailem yurdum.
Tahammül et dediler ,hangi bir zamana kadar
Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var.
Gözümde tüttü bu andıkça yandığım toprak,
Önümde durmadı artık ne hanuman ne ocak.
Yıkıldı hepsi ,ben aştım diyar-ı Sudan’ı
Üç ay tihame deyip çiğnedim beyebanı
Kemiklerim bile yanmıştı belkisahrada,
Yetişmeseydin eğer Ya Muhammed imdada
Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin,
Akarsular gibi çağlardı her tarafta sesin.
İradem olduğu gündür senin iradene ram,
Bir an olsun yollarda durmak oldu bana haram.
Bütün hakakil-i hilkat ile hasbihal ettim,
Leyale dedimi döktüm, cibali söylettim.
Yanıp tutuşmadan yummadım gözümü,
Nücuma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?
Azab-ı Hercine katlandım elli üç senedir,
Sonunda anlıma çarpan bu zalim örtü nedir?
Üç beş sineyi hicran içinde inleterek,
Çıkan yüreklere hüsran mı,merhamet mi gerek.
Demir nikabını kaldır mezar-ı pakinden,
Bu hasta ruhumu artık,ayırma hakinden.
Nedir o meşele , nurun mu Ya resullallah,
Sükun içinde bir an geçti , sonra kısa ah…
Mehmet Akif Ersoy
Yorum yok »
02 Ağu 2007
· Kategori Güllerin Efendisine Şiirler
Bir Gece
On dört asır evvel yine böyle bir geceydi
Kumdan ayın on dördü bir Öksüz çıkıverdi!
Lakin o ne hüsrandı ki hissetmedi gözler;
Kaç bin senedir halbuki bekleşmedelerdi;
Nerden görecekler göremezlerdi tabii:
Bir kere zuhur ettiği çöl en sapa bir yerdi;
Bir kere de ma’mure-i dünya o zamanlar,
Buhranlar içindeydi bugünden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi!
Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin,
Salgındı bugün Şark’ı yıkan tefrika derdi.
Derken, büyüyüp,kırkına gelmişti ki Öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada kurtardı insanlığı o Masum,
Bir hamlede kayserleri kisraları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı,dirildi;
Zulmün ki,zeval aklına gelmezdi,geberdi!
Alemlere rahmetti evet şerr-i mübini,
Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse onun vergisidir hep;
Medyun ona cemiyeti medyun ona ferdi.
Medyundur o masuma bütün bir beşeriyet…
Ya Rab! Bizi mahşerde bu ikrar ile haşret…
Mehmet Akif Ersoy
Yorum yok »